• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Niyet: Evrenin Bilinçlilik Programı

 Eylemin rengini belirleyen ve ona bilinçlilik kazandıran unsur niyettir. Bütün süreç ve sonuçlar onunla nitelikli olur. Eylemden önce olan ama eylemin sonunu belirleyen, yani başlangıç ile sonu birleştiren, niyettir.

Niyet denilince akla hemen; “Niyet ettim Allah rızası için şunu yapmaya.” Deyişi gelir. Peki, niyet bu mudur? Bu, sadece onun bir vechesi olabilir. Aslında niyet, kalbin istediği şeydir. Dışsal veya içsel olarak söze dökülmesi gerekmez; hatta sözsüz olanı daha makbuldür.
Niyet eyleme bilinçlilik kazandırır demiştik. Niyetin olmadığı eylem, geçmiş yaşamın bilinçaltındaki kayıtlar aracılığı ile tekrarlanmasıdır. Her gün tadını fark etmeden yediğimiz yemek gibi... İçindeki hayatı içmeden sadece maddesel kısmını tükettiğimiz su gibi... Geçip gittiğimiz yerlerde görmeden bıraktığımız güzellikler gibi...
Niyet ise bulunduğumuz AN’a uyandırır. Yediğimiz yemeğin tam lezzetini hissettiren, içtiğimiz suyun hayat özelliğini bedenimize taşıyan ve aldığımız her bir nefesin bizde şifaya dönüşmesini sağlayan bu farkındalıktır. Eylemde niyet varsa, yani bilinçlilik varsa orada seyir vardır, sonsuz keyif vardır. “Duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” (Furkan, 77) mealli ayet-i kerimeyi bir de bu açıdan okumak gerek.
Her bir niyetimiz, kendi âlemimize yazdığımız programlardır, toprağımıza ektiğimiz tohumlardır. Zamanı gelip bu programlar işleme konulduğunda, yani tohumlar filizlendiğinde, niyetin niteliği açığa çıkar. Bunu şöyle betimleyebiliriz: Olumlu niyetin eylemi aydınlık, olumsuz niyetin eylemi ise karanlıktır. Bir de olumlu ya da olumsuz olmayan bir niyet var ki; bu tam şeffafiyettir. Bu, eylemin bulunduğu ama bizim orada bulunmadığımız bir niyettir. Kimlik etiketimizi çıkardığımız için, geçmiş ve gelecek yoktur, yani sebep ve sonuç düşünceleri… “Şunu yaparsam şöyle olur. Bunu yaparsam bunu elde ederim.” Gibi hesap ve kıyaslar bulunmaz. Sadece AN vardır, farkında olunan.
Önündeki işle meşgul ol, yaptığın işlerde benliğini bir kenara it. (Tao Te Ching, 9)
Sırat-ı müstakim (dosdoğru) olan bu yolda, sapanların ve haddi aşanların yoluna kaymamak için iradenin sapasağlam olması gereklidir. Sırat köprüsü kadar ince olan bu süreçte ancak Zülfikar kadar keskin bir bilinç ve zekâ ile yol alınır. Bu, her eylemde kendi cehennemimizin üzerinden geçmeye benzer; çünkü kimlikler eyleme kendi rengini vermeyi istemekten vazgeçmeyecektir. Egomuz yani varlıktan bölerek sahiplendiğimiz, “ben” dediğimiz parça, bu geçici âlemde kalıcı bir iz bırakmak için çaba gösterecektir. Ta ki asi bir atı sakinleştirir gibi, onu sakinleştirebildiğiniz zamana değin mücadele verecektir.
Atı yani nefsi sakinleştirdikten ve eyerini ele aldıktan sonra ise mücadele mücadelesizliğe dönüşür. Rahman isminin bizdeki yansıması olan bedenimiz ve tabiatsal yapımız; Rahim ismi’nin şefkat, gevşemek (teslimiyet) ve sakinlik rezonansı ile buluşur. Böylece kendimizde Rahman ile Rahim isimlerinin uyumu ve dengesi açığa çıkar.
Kadim Bilgelik Notları
Kubilay Aktaş


Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319