• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

“Ben Kimim?” Sorusunu Sorduranı Hissetmek İçin Sor

Düşünsenize öyle bir âlem ki ne göz görmüş, ne kulak işitmiş, ne de insanın hatrına gelmiş. Zihinsizlik dünyası, insanı çıldırdır. O vadi ancak üstadlarla aşılır. Bireysel olarak deneyimlenir. Bu noktada soru kaybolur, cevap yoktur ama soru da yoktur. 

“Ben kimim?” Bu sorunun yangını seni soruyu sorana götürecek; göreceksin ki soruyu soran sen değilsin. Bu bir oyun. Aslında bir davet. Bunu anlayan icabet eder. Sevgiline odaya gelmesi için mektup yazdın. O zaten oradaydı. Mektubu yazarken içeride olduğunu anladın. Dikkat et; önceden değil, yazarken anlıyorsun. Sen kendine yazdın aslında. Kendini uyandırmak için, kendi kendine davet için. Yoksa sevgilin hep odada. Hiçbir zaman odadan çıkmadı; ne zaman fark edeceksin diye hep seni bekledi. Sen ise bilmediğin veya belki bilmek istemediğin veya gerçekten orada olduğuna inanmadığın için sürekli mektup yazdın. Hadi şimdi sana yeniden bir fırsat sundu ve seni bekliyorum dedi. Artık mektup yazar mısın? Ve o bir mektuptan anlayacak kadar zeki. Demek ki; mektupları biz onun için yazmıyoruz, kendimiz için yazıyoruz.

Vurguyu aramaya değil, senle varoluşuna yap. Bu hissedişi besle. Hiçbir zaman kayıp olmadı ki arayasın. Sadece şu anda hissedemiyorsun. Çünkü arıyorsun! Bulunca hissetmezsin. Çünkü aramakla bulunmaz. Bulanlar, aramada tükenen ve hissedenlerdir. Şimdi, şu an; hissetmekle başla. Nefesini hisset. Bak, her an sana kim üflüyor.

Sorunun kaynağına git. Bu soru sana ait değil. Bu soru sadece bir davet. “Ben kimim? Ben kimim?..” Tekrar et bunu. Hatta sesli olarak kendi ismini söyle, kendine seslen. Yüksek sesle odanda ismini söyle. Ona şu anda ne yaptığını sor. Kendine bir başkasıymışsın gibi soru sor, “Ne yapıyorsun?” de ve onu yanına çağır. Bedenine gelsin. Buraya çağır onu. Bir başkasıymışsın gibi kendine seslen, ürpereceksin. Ki şu anda sen bir başkasısın. Çünkü rüyadasın. Ancak öz, rüya değildir. Orası rüyasızdır. Berrak gökyüzüdür, bulut yoktur. Güneşe dönersen her şeyin gölge olduğunu anlarsın. Gölgeymiş dersin.

İşte bu birlik güneşini hisseden yanlış yapmaktan korunur. Güneşe yüzünü dönenin gölgesi yoktur. Onun için velilerin gölgesi yoktur denir. Çünkü onlar içten aydınlanmışlardır. Onun yanlışı dahi hakkın izniyledir. Celcelûtiye’de bir bab var. “İsm-i Azamla yanlış yapmaktan korundum.” Diyor. Dikkat et! İsmet makamı Samed’e ayna olmakla mümkün.

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319