• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Bilincin Simyası

Varlığın senin ne olduğundur. Bunu anlayabilmek için önce ne olmadığını görmelisin. Kendin üzerinde derinleş. Özdeşleştiğin şeylerin farkına var. İçinde neler olup bittiğini artık karanlıkta değil, aydınlıkta izle. Bu izleme seni her "an" yenilenmeye götürecektir.
 
Tutunmalar, ilâhi sistemin sana karşı işlediği düşüncesine götürür ve cehennem böyle ayrık, sıkışık hissettiğin yerdir. Celcelutiye bilincinin çalışma sahası da tam olarak burasıdır. "Ehâdiyet" ve "Ferdiyet" bilincini insan üzerinden anlatır ki bu sahada yaptığın her çalışma senin ibadetindir. "Lâ" dediğin her şeyden sonra, bıraktığın ne varsa yerine yenisinin geldiğini fark edersin. İnsan her an başkalaşmaktadır; ama tutunduğu şeyler gelen yeniyi gölgelemekte, aslını göstermemektedir.
 
Sistemde yaratılan her şey kendi kaynağına dönmek üzere yaratılmıştır. Tüm evrende aslına rûcu (dönüş) vardır. Evrenin en küçük modeli insandır. Minyatür evren olan insanın tekamülü, aşağıdan yukarı doğrudur. Fizik bedenden başlayan, ilâhi bedene doğru olan yolculuğudur. Ve bu yolda kullanılan en önemli araç "tanık olma" bilincidir. İçsel gözlem başladığında dışsal gözlemi ve beraberinde dönüşümü getirir.
 
Varlık düzleminde insan, zamanın ve mekânın aşkınlığında yaratılmıştır. Belli bir ereğe bağlı olarak, etrafı zamam ve mekân ile örülmüş, dünyada yaşam deneyimlettirilmek istenmiştir. Bunun farkına varamayan insan, makine boyutunda yaşar ve hayatı mekaniklik olarak görür. Zaman tutunduğu şey haline. Geçmiş, gelecek kaygısı ile "şimdiyi" bırakır. Mekana tutunur, kendini dünyadaki bedeninden ibaret düşünür ve ölümden korkar. Oysaki ölüm, sonsuzluk arsuzunun dünya tarlasına düşen tohumudur.
 
Tutunmalardan seni ayıracak olan şey anlayıştır. Hz Peygamber "İlmimi ve anlayışımı arttır."diye dua eder. İlim, anlayışı kendiliğinden getirecektir. Dönüşüm burada gerçekleşir. Bilirsen rahat bırakırsın. Eğer kendi yaşamını bir öğretmen gibi kabul edersen, her anın senin bilincine hizmet ettiğini fark etmeye başlarsın. Bunu fark ettiğin anlarda yaşamın rafine bir hâl alır. İhlaslı, katışıksız, konsantre olur.
 
Varlığın andaki daimi oluşumu katı değil, akışkandır. Her an yenilenir, tazelenir; ama yeniyi görebilmen için eski üzerinde bir süre çalışmalısın. Bu çalışmayı, seni "hiçlik" bilincine sıçratacak ibadetin gibi görmelisin. Çünkü bırakmayı deneyimlediğin anlarda gelen bilincin adı "hiç"liktir. Bir şey olmayı beklemeden önce "hiç" bir şey olduğunu anlamalısın.İnsan bilincinin simyasi, "kendi gözlemleme" ve "kendini bilme" yoluyla gelen dönüşümden ibarettir.
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319