• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Yüce Olan Hak`tır ,Hakk'ı Bilmektir, Hak Yücedir (2)

İşte huzur, zevkin sırrı budur. Hindistan'a git, Budizim’e git sağ yarım küreye düşeriz ve burası bilinçaltıdır. Batının bilinçaltı bütün karmaların etki, tepki olan düzensiz salınımların çöplüğüdür. Batının bilinçaltı çöplüktür. Doğunun bilinçaltı ise doğadır ,evrendir.
İki türde bilinçaltı var. Bir, içgüdü boyutu olan doğa güdüleri olan açıldığında doğayı izleyeceğimiz hayvaniyet boyutu. Bir de sol lobun oluşturduğu etki, tepki içindeki düzensiz salınımların oluşturduğu, Freud'un da bahs ettiği bilinçaltı çöplüğü. Baskılanmış zihnin oluşturduğu bilinçaltı çöplüktür, sağıltılmış bilinçaltı ise doğadır. Batının bilinçaltı çöplük gibi baskılanır ,üstü kapatılırsa sıkışır ve metan gazı gibi patlama yapar. Doğa olayları ile manevi olaylar arasında aynı sistem ve bağlantılar var. Bağırsaklarda birikmiş toksikler ile psikolojik yaşamımız arasıda bağlantılar var. Bunlar arasında matrisler var geçişler var. Günah olan çöplük düşünceler vardır ki ordan kötü kokular çıkar. Gıybetin kokusu, zinanın kokusu, yalanın kokusu var. Biraz incel latif ol, alırsın bunları. Günahların kokusu bilinçaltı çöplüklerin patlamasıdır.

Muhammedi şuurun kokusu güldür. Gül, kozmosu varlığı temsil eder. İncillerde, Allah için buhur tütsü yakmaktan söz eder mabedlerde. Buhur güzel koku aslı ile insandan çıkan buhur düşüncelerdir, zikirler, kelamlardır. Buhur buharlaşan yukarıya semavi aleme yükselen düşünceler kelimelerdir. Spritüel diyoruz. Sprit, buhar uçucu denilmiştir, latifleşmek. Buhur olan buhar misali beyin dalgaları semavi plana yükselir. Söz yazı ile yazılır ve silinir; ancak aslı zihinde kalır. Ama sözün havada asılı kalması ve buharlaşması ile ahiretimizde asit yağmuru mu yoksa rahmet yağmuru olarak mı yağacağı yaktığımız buhura, bizden yükselen kelama bağlıdır. O zaman ahiret sözlerin ve fiillerin süptil dünyasıdır. Kişi ahiretini buradan inşaa eder. Mana da fiziktir; ama latif süptil fiziktir. Bu ışıma nar da olabilir, nur da olabilir. Allah’a takdimeni güzel kokularla sun, denilen mana sendeki tohumları yasasına göre sun ve razı olunan ürünler ver anlamında.

Maddi dünya ve manevi dünya ayrı değil. Hatanın başlangıcı burdan kaynaklanıyor. Sadece mertebeler düzeyler var. Gurdjieff, notalar üzerinden anlatmış. Pisagor, sayılar üzerinden tanımlamış. Muhiddin Arabi, kavramlar üstünden mertebeleri tanımlamış. Bunlar keşif edilebilir. Lahut aleminde atomize olmak yok. Lahut adı üstünde hudud sınır yok. Nötrinoların dünyası ne zaman atomize olur tanıma girer o zaman Ceberrut olur. Cebrâil, cebr bir kıvama zorlanıyor. Meditasyon düşüncelerin değil düşünenin deneyimlendiği alan Lâhut aleminin keşifidir. Ve burada kalmak ile Nâsut olan şuur hali zuhur eder. Hz. Peygamberin Ceberrut alemini de aşması ve Lâhut ta tüm formların kayıp olması halindeki Cemâli görmesi sonsuzluğu zâtında deneyimlemesidir. Ceberrutun altında Melekut var bu mertebelerin hepsinin cemmi toplamı Hz İnsan oluyor.
Daha önce Celcelutiye kitabında anlatmıştık. 5 hazreti, hazarret zerrelerden türetilmiş anlamında fazlar, düzey, boyutlar, buud derler eskiden. Bu beş faz insanın bedeni içindir. İnsan bedeni evrendir, alemdir, atomize boyutudur kısaca hayvaniyetidir. İnsanın bunu aşması aslında latifleşmesi daha üst olan nefis kendini bilme düzlemine geçmesi gereklidir. Beden boyutunun latifleşmesi 7 nefis de de kendisini ikmal etmesidir. Namazın 12 farzı derler. 7 nefis 5 alem mertebesi, zodyakdaki 12 ev ile de 12 imam ilede 12 havariün ile de ilişkilidir. Yani zevk edilebilir davası yok iddası yok. Sembolik bir dil kullanıyoruz. Ben, din dilini ve bu kavramları defalarca deneyimlediğim, "ölmeden önce ölüm" deyimi hakikatinin bir ifade aracı olarak kullanıyorum. Öyle anladığın anlamda bir sınıfa, kategoriye koyma anlattıklarımı ve beni. Hakikat deneyimdir, ölmeden önce ölmektir, ölümün içinden geçebilmek dehlizlere düşmemektir. Bu yüksek şuur, irade ve çalışma ister. Entellektüel bilgi veya hakikatin mantığını anlamış olman dahi deneyim yanında koca bir hiçtir.
Hz Muhammed'in, İsa’ın, Musa’nın deneyimi ne ise gerçek olan odur. Hakklarındaki bilgi ve söylemler değil. Gerçek olan ölümün içinden geçebilmektir. Gerçek mürşit Allah’tır ve Allah’ın bizzat Şems gibi Hızır gibi direk deneyimin içine ateşin içine sokan velilerine denk gelirsen sana ölümü kıyameti, cehennemi cenneti hepsini yaşatırlar. Hikaye değil bunlar hepsi var gerçek ve tek tek o mübarek Kuran’da anlatılanları yaşatırlar ki şahitlik budur. Ve bunlarında hiçliğine varırsın, aşarsın eğer sabırın varsa. Amak-ı Hayal kitabını oku orada kısmen işaretler var.

Şuur tüm kimliğimizdir. Kimliğimiz bütündür, bölünen kişiliklerdir. Kişilikler şuura bağlı ise kamil davranış oradan doğar. Şuur, özümüzdür; Hakktır ve dinde bunun adı Muhammedi şuurdur. Ruh dahi şuur içindir. Muhammediyet şuur demektir. İseviyet ise ruh demektir. Ruh ancak şuura hizmet için var. Ruh diye ayrı bişey yok. Aynılıktaki ayrılıktır. Mesela gözüm ayrıdır kulağım ayrıdır. Gözüm kulağım olmadığı gibi kulağım da gözüm değildir ama ikiside bir vücuttadır. Ruhun harmonisi, kemali ve bütünü şuurdur. Aynı varlığın tezahürleri, fonksiyonel farklılığı söz konusu. Şuur herşeyi cem edebilen en kapsamlı vechemizdir. Ölmeyen ruh foksiyonu şuurudur. O yüzden şuurun inşaası, Muhammedi bilincin inşaasıdır. Şuur, ruh için değil ruh, şuur içindir. Dinin tek amacı şuurun inşaasıdır. Quspensky’nin, Şuur kitabı var biraz ağırdır ama inceleyebilirsin konu ile ilgili.
O yüzden Ben gizli bir hazine idim bilinmekliği murat ettim. Küntü kenzen mahfiyen der. Gizli hazine insanın bizaat kendisidir. Hakk şuuru olan Muhammedi şuur onda gizlidir. Kim ki bu şuura uyandı işte Muhammediyet onda göründü. O yüzden 1400 yıl öncesinde arama. O’nun yoluna kurban olsun binler başımız. O, bu zamanda da halen var ve yaşıyor kim dedi öldü, yanlış. Görenedir görene, köre ne? Muhiddin Arabi yaşıyor ,Şeyhim Geylani yaşıyor.
Budalar, İsalar yaşıyor. Abdullah'ın oğlu bu kadim olanı kendinde keşf ettiği için Muhammed oldu. Sende onun gibi kendinde keşfet ki Hakk'a vasıl olasın. Öyle müminler vardır ki ben onları hangi sır ile görüyorsam onlarda beni aynı sır ile görüyorlar manası sır bu şuurdur. Bütün öğretilerin tek hedefi budur. Buradan çıkan eylem işte güzeldir, harmoniktir, bütüncüldür ki bu Allah’ın ahlakıdır. Bu bilinç olmadan çıkan iyilik ,kötülük doğurur; bu bilinçle yapılan hızırlık ise İsa’yı doğurur. Sevgi, aşk bile bütün hepsi şuurun inşaası içindir. Şuura kıyasla altta kalır. Aşk bir mertebe, sevgi bir mertebedir, şuurluluk hepsini kuşatır.

Aşkta kendini kayıp edersen ,şuurluluk yoktur. Şuurlu kişi aşkta bile kendisini kayıp etmeyendir. Hz.Mevlana' ya soruyorlar, Hallacı Mansur Enel Hakk dedi ne buyurursunuz.? "Hakikat deryasından bir kadeh içti kendisini kayıp etti biz her gün küplerle içiyoruz." Diyor.
Şuur merkezi bilinçtir ,kayıp olmamaktır. Mürşitler müritine bazen stratejiler hazırlar, şuurunu kayıp edeceği ortamlar hazırlar. Bakalım bu ortamda kayıp olacak mı, yoksa şuurluluğunu sürdürecek mi? Mısırda da bu teknikler kullanılmış. Şu anda tüm yaşantın bu aslında biliyor musun? İmtihandasın, ateş olan korku ile şehvet olan nefis ile açlık olan güdüler ile bir çok imtihan gelişim odaları bulunurmuş tıpkı şimdi içinden geçtiğin yaşam gibi. Salik, talebe o dehlizlere girer tabi girmezden öncede özel bir karışım ona sunulurmuş ki filimle tam bütünleşsin. Çıkışa kadar ulaşabilirse ne ala, alırlarmış tekkeye. Tatbikat nefis tatbikatı. Bakalım bir öpmeye bir damlaya bir zevke bizi tercih edecek mi? Bu irade şuur inşaası içindir. Ahde vefa ise şuurun şefkat ile serimidir. Ahdine ancak şuurlu olanlar vefa gösterebilir.
Verdiğin sözü hatırla, Ey kul! Bilmek yetmez görmen lazım, görmen yetmez yapabilmen lazım, yapmanda yetmez devam edebilmen lazım. Ey sonsuzluk yolcusu! Sen tasavvuf edebiyatçısı değil, hakikatin tatbikatındaki Hakk'ın sırrısın.
Bir gün tam tersi oluyor. Mürid (talebe) mürşitine (hoca) bu ortamı hazırlıyor. Onun meyhaneye götürüyor, kadın dansöz çıkıyor raks ediyor. Efendi tabi büyük bir keyif ile izlerken müridin kafası karışıyor. Bizim mürşite bak, bize harama nazar etmeyin diyor, kendi yaptığına bak diye düşününce. Kadın ağlayarak geliyor, sizin nazarınız beni yıkadı, hiç bir göz bana böyle bakmadı diyor ve kadın orda tövbe ediyor. Mürşitin nazarı simyacı etkisi gibi dönüştürücüdür. Aynı hikaye Abdulkadir Geylani için de anlatılır. Talebesi ekmek yerken kendinin tavuk yemesi hikayesi bilirsiniz.
Şuur ile yapılan eylem dönüştürücüdür. Şuur enerjiyi yok etmez onu kaynağı ile ilişkili kıldığı için Rububiyet ile iç güdü olan temel yetiler, kablar sezgi olan ruha intikal eder.

Bütünlük yok etmek yok saymak değil ,şuur ile iş görebilmektir. Mizan, şuurluluktur ;mertebelerde kayıp olmamak insicam denge budur. Sırattan ancak şuurlukla geçilir, aşk ile değil. Aşkta ,sevgi de hepsi ancak şuur ile olursa makbul olur, razı olunur. Gizli hazinenin bilinmekliği istemesi de şuurun inşaasıdır. Bazı şeyleri abartıyoruz. Her şey sanki aşk gibi... Aşk bile şuurla olmazsa savaş olur. Sevgi şuurlu olmazsa nefrete döner. Aşk, motor gücüdür, Hakk'a varmak için. Direksiyon şuurda olmazsa o güç insanı felakete sürükler.

"Küntü kenzen mahfiyen ben gizli bir hazine idim bilinmekliği diledim insanı sevgi ile yarattım."Hadis-i Kutsidir.
Varoluş bu hadiste şifrelenmiştir. Lâ-İlâhe-İllâ- Allah sözü ile sırat köprüsü ilişkisi kurulabilir. En kamil zikir, kuşatan bu zikirdir. Hadis-i Kutsi, direk Tanrısal kelamdır.
"Ben cinleri ve insanları bana ibadet etsinler diye yarattım." Ayetindeki Ya'budü İbadettir. İbadette adanmışlıktır, hizmettir. İnsanın en büyük ibadeti, bilmektir. İnsanın ibadeti bütün varlıkları aşar ve kapsar, insanın asıl ibadeti kendini bilmektir. Hz. Peygamber, Ya'büdü olan ibadeti, Ya'rüfü olan kemaline dönüştüren kamil bilinçtir. Her varlık ibadettedir. İnsanın ibadeti ise hem hepsini kapsar hemde hepsini aşar, işte bunu bilmek şuurdur. "Kulluk bilmektir." Der, Abdulkadir Geylani. Hakkı bilmek, kendini bilmek en büyük ibadettir. Aşk, sevgi hepsi o zaman altta kalıyor. O zaman Hakk'ı bilmekten yani Zâtında deneyimlemekten daha öte bişey yok.

Zâtı Hakk'ı anla gör zâtındır senin
Hem sıfatı sıfatındır senin
Sen seni bilmek necatındır senin
Sende ara sende bul.
Niyazi Mısri.

Kubilay Aktaş 2015 Bahçeköy/ Sarıyer

Not: Kubilay Aktaş'ın, 2015 yılı 'Hakk'ı Bilmek' konulu söyleşi kayıtlarından oluşturulmuş derlemelerdir.

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319