• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Yüce olan Hak'tır, Hakk'ı Bilmektir, Hak Yücedir (1)


Zâtı bilemeyiz; ama Zât ile bilebiliriz. İki şey bilinemez, bunlar meçhuldur. İnsanın zatı ve Allah’ın Zâtı. Aslında bu ikisi aynıdır. Hz Peygamber, Zâtı tefekkür etmeyin diyor. Tefekkür için kutupsallık lazım, Zât kutupsallık değilir, harmonidir.
Tevratta; ben ,ben olanım der. Kim ki ben bilincini bildi işte o benim der. Tutan el, işiten kulak manası budur. Kalemi koyduğumuz anda ilk oluşan noktadır ve başlarsın yazmaya ve insan nokta nedir? der. Nokta, bütün yazıların sonu başı hepsinin içinde olandır. Nokta, Elif, bir sayısı ve güneş hepsi kaynağa; yani tevhide tekliğe işarettir.
Hz. İsa: Nokta kaynak ve son, alfa ve omega benim diyor.
Bu gözlemcinin gözlemlenen olduğu, ikinin birlendiği denge halidir. İkiyi bir yaptığınızda; kadın ile erkeği, yukarı ile aşağıyı bir yaptığınızda Allah’ın melekutuna gireceksiniz der. Yine Hz. İsa. İşte tevhid budur.
Nokta hakkında söylenen her şey Allah hakkında söylenendir. Bir sayısı da onun için Allah’ı temsil eder; çünkü öncesi yoktur ve bütün sayıların içine nüfuz etmiş görünmeyen ama etkileyen olarak tüm sayılar içinde gizlidir. Düşünce nedir? dediğimizde de aynı mana vardır, düşünce üzerinden anlatıyoruz.

Peki hiç bir kılığa girmemiş, tanımlanmamış düşüncenin saf hali nedir? dediğimizde dahi onu yine bir kılık ile ifade etmek zorundayız. Eğer düşünce hiç bir kılığa girmeden bilinseydi ortadan kalkardı; saf elimizde kalan düşünen kalırdı ki o zaman düşünenden dahi söz edemezdik. Çünkü düşünen ancak düşünce varsa vardır. İkisini kuşatan tanık, Zâttır. Düşünceler ancak düşünen ile vardır, düşünen düşünce değildir; ancak onlardan ayrıda değildir. Düşünen; Zâttır, tanıktır, düşünce ise düşüneni arama veya bilme fark etme aracıdır. Usta alet ile iş görür, usta alet değildir; ama aletten de ayrı değildir.

Harf sembolizminde Elif, Zattır ve Elif hurufata diğer harflere bitişmez denir. Hurufat, harfler şeylerdir. Elifsiz bir şey yok; ancak Elif hurufata bitişmez, gayb olarak kalır. Gösterici o dur; ancak görülmez. Okutucu Elif'tir ;ancak Elif okunmaz. Gören O dur; ancak görülemez. Gören ne göz ne de beyin görücü olarak tek bir bilinç var. Biz ise görülenlerden yani bilme araçlarını hafızaya depolar ve onları kendimiz zannedeniz. Parça olmamızın bütünde yeri var; ancak parça kalmak yeterli değil. Parça ile başlayabilirsin ama onunla devam edemezsin. Ademin hayat ağacından meyveyi koparması insanın bütünlüğü; yani tevhidi kayıp etmesidir.

Filimi izleyen gizli öznedir. Filim gösterir ki bir izleyen var. İzleyen gizli fakat filim aşikar. İzleyeni bilmek Zâtı deneyimlemektir. O zaman izleyen filimden ayrı değildir bunlar hep birlikte kendi içinde dengededir.
Evrende notalar vardır. Notalar belli bir usül ile hareket eder, ritimin öyle anları ve kemali vardır ki ritimin sonu kemali nihayeti nedir? harmonidir. Harmoni, Allahtır. O da ancak notaların aktif olması ile mümkündür. Allah her an bir şe'en de dir; şe'en harekettir.
Allah, göklerin ve yerin nurudur. Nur ise hepsi tek bir usülde ve dengede akar; işte o zaman Allah güzeldir, güzeli sever manası olan harmoni, sükun ve denge gelir. Ve işlerin bu sükunda yapılmasını ister; razı olunan kabul gören, onay alan bütünlüklü eylem budur. Yaşam sevinci zevk ve lezzet menşei budur.

Notaların aktivasyonunda, denge hali sükundur. Hareketin menşei nurdur ve nurdaki denge sükundur; buda güzelliktir. Notalarda nur üzere hareket var iken harmoni olan güzellik bütünlük vardır. Hareketi kaldırdığınızda harmoni de yok olur. İki gün eşit salınımda olmayacak; gelişim için öğrenmek, mirac etmek gerek. Tüm gezegenlerin hareketlerinden bir harmoni doğar ve bu La-İlahe-İlla Allah senfonisidir, senin bunun ile uyumlanman için ibadet gerekli bu ibadet sende şuuru doğurabilir.

Ya'budü, ibadet etsinler manası nihayetinde Ya'rüfu, bilsinler; yani irfaniyet kazansınlara aracılık eder. Taocu metinler de ustanın verdiği iş seni sağıltır, seni sana bildirir. İman ederler ve imanlarını salih amel ile köklendirirler. Allah’ı bilmek hareketlerdeki notalardaki harmoniyi duymak ile mümkündür, bu Semi'dir. İşitmek, fark etmek; idrak etmek, bütünleşmektir. Evrendeki harmoniyi uyumu fark eden ve buna katılan ayak uyduran, dans eden ;yani yaşayan Muhammedi şuuru inşaa etmeye başlamıştır. Enerji israfı ve kaçakları, kısa devreler doğru bağlantıyla ortadan kalkar.

İhdinas Sıratel Müstakime denge yoluna girmek. Dinin kişi için başladığı yer burasıdır. Allah bilinci sende harmoni aracılığı ile doğan şuur ve bütünleşme halidir. Allah her an bir şeen dedir. Bu şeen üzere olan uyum denge ahenk mizan tevhiddir. Kim bu uyum üzere olur o sırattan geçer. Sırat köprüsü yaşam denge köprüsüdür ki evrensel yasalarla uyum içinde titreşen bu köprüden ancak aynı rezonansta, uyumda olanlar geçebilir. Sırat köprüsü hayatın harmoni ve tevhid üzere olma alagorisi halidir. İşte dünya, ahirete giden bir köprü geçebilene. Bu köprüden ancak şuur dengesi üzere olanlar geçebilir.
Onun için Allah bilincinde ne hareketlilik ve ne de hareketsizlik. Sükun ancak zıtların cemmi ile tevhid ile gelir o zaman zıtlar olacak ve zıtlar dengede sükunda olacak. İşte tevhid bu teslimiyeti bütünleşmeyi beraberinde getirir. O yüzden bilmek ancak dengelenmektir; denge de ancak zıt gibi görünen birlerin dengesidir.

Mertebeler arası dengenin uyumu aracılığı ile şuur doğar. Onun için Allah'ı bileceğim hayır, Allah ile bilebilirsin ;Zâtı bilemezsin, Zât bir şey değil bir kutup değil. O bilinemez ancak zıtların cemmin de idrak edilebilir. Ancak ikilikte birlik vardır, ikilik yoksa birlik yoktur. İki göz bir görüyor. Zıtlık yoksa, tevhid yok; tevhid yoksa teslim olamazsın yani bütünlük hissedemezsin. İkiliklerin cemmi. Tenzih teşbih ve tevhid. Zihin teşbih lobundan tenzih lobuna salınım yapıyor, dengede salınım Tevhidi doğuruyor. İkinin üçüncüsü Allah oluyor. Newton ile kuantum arasındaki bilinç gibi, gözlemci gözlemlenen arası tanık gibi, soyutlama ile belirleme arasındaki denge, tevhid gibi. Gözlemci gözlemlenen arası tanık Zâttır. Tanık hepsini bir kılar;tevhid sükundur, güzelliktir. Her nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır, olur. Güzellik bütünlüğünde görmek anlamındadır. Tevhid durağan bir toplanmamış bir yapı değildir.
İnsan bir salınımdan diğer bir salınıma geçiyor ve ağırlıklı olan kısım diğer bir kısımda imtihana dengelenmesine aracılık ediyor. Anlar ve değerlendirsen imtihan dengelenmedir ,fırsatı kaçırır anlamazsan savurucu felakettir. Saturün ve mars enerjileri böyledir.
O zaman bunları dengelemek gerekiyor. İbadet, zikir, arınma ve ilim sadaka kısaca sünnet-i seniyye bu şuuru doğurma dengelenme unsurlarıdır. Ey Ayşe! çok manaya daldık biraz bizi dünyaya çek, Ey Bilal! çok maddeye daldık biraz bizi manaya çek diyor, Hz Peygamber.
Muhammedi şuur dengedeki salınımın isimidir, durmak veya bilinçsiz salınmak değildir.

Kubilay Aktaş
Bahçeköy/ Sarıyer/ 2015

Not: Kubilay Aktaşın, 2015 yılı 'Hakk'ı Bilmek' konulu söyleşi kayıtlarından oluşturulmuş derlemelerdir.

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319