• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Namaz Miraçtır Dedin


Yuvasını arayan kumru gibi “ nerede, nerede, nerede” diye seni ararken, namazda bana dedin ki; nerede olacak, o rahmet sıfatları nerde ise orada olacak. Güç, kuvvet, nezahet, temizlik, anlayış, duyuş ve görüş nerede ise orada olacak.
Nerede olacak ? Arslanın daima ormanda bulunduğu gibi o da her zaman, gönlün, düşüncenin bulunduğu yerde olacak.
Nerede olacak ? İnsan bir hastalığa yakalanınca, gözü ümit kanatlarını açar, sağlığa, sıhhate uçar ya, işte orada olacak. Hoş olmayan bir şeyi, bir kötülüğü defetmek, bir felaketten kurtulmak için başvurduğun yalvardığın kapıda; harman savurmak, bir gemiyi götürmek için rüzgar beklediğin yerde olacak.
Gönlün işaret ettiği, dilinle “ Ya Hu, Ya Hu, Ya Hu” diye dile getirdiğinde her an seninle olacak.

KIYAM- FATİHA- BİSMİLLAH

İşte geldim ve huzurundayım Rabbim! Emrine hazırım. Huzurda olmanın huzuruyla, manasını bilerek tek, yüce ve sonsuz olduğunu idrak ederek huzuruna geldim. Huzur, namaz iledir dedin. Bir hiç olmanın bilinci ile huzuru yaşıyorum. Yaşadıkça anlıyorum, her daim kılınan namazın ne olduğunu. Ve biliyorum ki hiç olan yaşar huzuru, yaşayan bilir namazı.
Geldim huzuruna Rabbim!
Abdestin diriltici nefesiyle ve ruhuma işlenen manasıyla ile... Ardımda geçmişi ve geleceği bırakarak; anı yaşamının sevinci ile geldim. Gönül secdeleri ile geldim.
Her yandan üzerime yüklendikçe yüklenen ve beni boğmak isteyen emaneti sahibine vermenin rahatlığı ve güveni ile geldim.
Rabbim! Sen gelenleri boş çevirmezsin, duamı niyetimi kabul eyle.
Ve Allahuekber dedim.
Tevhidin o sonsuz nuru geldi gözümün önüne ve bu ne büyük lütuf ihsan ve cömertlik diye düşündüm. Elhamdülilah dedim. Hamd ettim Sana. Cennet ehlinin en son duasını okudum, Elhamdülillahirabbil alemin diyerek. Çünkü Senle olmanın adıydı cennet ve ben cennette idim yani Seninleydim.
İşte o an tüm sanıcılardan, dar noktalardan, üzüntü ve korkulardan kurtuldum. Eser kalmadı bende. Maddi eser son buldu, Senin nefesin aşikar oldu. Hakikat ruhunun sonsuzluğuna yelken açtım. Ve ya Rabbi! Her ezanda davet ettiğin haydin felaha, haydin kurtuluşa sözünü o an anladım. Nefisten azad olup ruhun derinliklerine ve anlatılanların değil bizzat yaşananaların olduğu bir aleme daldım. Ve dalgıçlar gibi inciler mercanlar topladım. Her bir buluş bir uyanıştı benim için. Her bir uyanışta hayreti uyandıran bir hayranlıktı. Namazımda kendimden geçtikçe kendime geliyordum aslıma özüme sana dönüyordum. Ey “gözümün nuru namaz” diyen alemlerin sevgilisi! Varlığın sebebi vücudu...
Nurun karanlıkları aydınlatıyordu. Namaz karanlıklarda kalmış beni, aydınlığa ulaştırıyordu.
Aydınlandıkça nur üstüne nur ayetini yaşıyor ve nereye dönerseniz onun yüzü oradadır manasını namazda bana sen ders veriyordun. Adem'e verdiğin ders gibi bana namazda anlatıyordun.
Ey sevgiliyle buluşmanın ve bir olmanın adı namaz ! Yolunda bir değil binler can feda olsun .
Sana verilen canlar ancak cananı bulur.
Ne güzel bulduransın ,sevgiliyle buluşturansın.
Ey gözleri ve gönülleri aydınlatan! Kurtar bizi nefsin karanlıklarından.

Adem'e bizzat isimleri Sen öğrettin. Evet bana da namazda öğretiyorsun. Zatının sırrını “ Ona ruhumdan üfledim” ayeti ile bildiriyorsun. Şimdi idrak ediyorum. O ruhu his ediyorum. Tek olanın seyrine namaz ile yelken açıyorum. Bu yelkene üflenen o ilahi rüzgar beni kulluğuma; yani öz bilincime götürüyor ve bu bilinç ve marifetle ile muhabbet ile sana ulaşıyorum.
Ey! gözümün nuru namaz. Sen olmasa idin bu göz ne ile seyrederdi bu varlıklar ne ile manalanırdı?.
Bütün eksikliklerden münezzehsin Rabbim. Gösterdiğin ve göstereceğin sonsuz hakikatler için sana hamd olsun.
Beni namaz ile yüceltin ,ululuklara gark ettin.Yüce alemlerini seyrettirdin. Vahdet denizine daldırdın ne güzel bir halde bittim ki; şimdi senden başka bir şey ile ne görüyor, ne işitiyor, ne biliyorum. Ümmilik sırrını yaşıyorum. Yani senden başka bildiğim yok. Seni biliyorum ve her şey bana ayan oluyor.
Gördükçe anladım ki bir hiçim senin yardımın olmadan ben bir hiçim. Ancak Seninle var ancak Senle var olurum.
Anladım ki; aciz olan bizler çaresizlik içinde yuvarlanırken, ancak Senin ipine namaza sarılanlar kurtulur. Benlik denilen büyük savaştan ancak secde edenler zafere ulaşır. Namaz hürriyettir. Kulun özünü gürleştiren ve güzelleştiren ona özgürlüğü verendir. Sabır ve namaz ile yardım isteyin dedin. Mü'minin miracı diye bildirdin. Bu miracım, Öze dönüşüm, asıl vatanımın adresidir.
Senin haşmeti uluhiyetin karşısında Rabbim bizler birer hiçiz. Yardımını bizden esirgeme. Sen cömert olanların en cömertisin.
Bizi “ Onlar her daim namazdadırlar” ayeteinin sırrına ulaştır. O nasıl bir anıştır ki kesintisizdir. Yoksa “Hz. Fatıma`nın, Rabbim beni bir an bile olsun nefsimle baş başa bırakma” duasının mı tecellisidir. ?
Var olan sadece Sensin. Beni hiçliğimin zirvesine ulaştır ki bende habibin gibi Ey Rabbim! Senin yardımın olmadan ben bir hiçim sözünde Seninle olayım.
Her nefeste anışın zevkine varayım. Ve huzurda olayım. Benden benliği gider, içime senliği doldur ;doldur ki alemlerim şenlensin, canlansın.
Sen değil misin ki toprağa yani Adem'e can veren. Adem, Senden öğrendiği ilimle yedi kat göğü aydınlatmadı mı? Evet, toprak nurunla aydınlandı.
Ona öyle bir ilim verdin ki; hak ve hakikate rağmen şüpheye düşen, şeytanın körlüğüne rağmen o manen yüceldi de melekleri bile geride bıraktı. İşte bende Adem'in safiyeti ve tevbesi ile huzurunda kıyamdayım. Kulluğumu arz etmek, acziyetimi sunmak ve bunlar ile azametini duymak için huzurundayım. Şuçlarımı itiraf ve büyüklüğünü ikrar için buradayım.
Yüce aleminde tüm kainatı arkama aldım ve gönlümü sana açtım. Göklere ve yere sığmadım; ancak mü'min kulumun gönlüne sığdım, sırrı ile bu aciz, Senin mekanına Seni davet ediyor.
Kulum bana bir adım yaklaşırsa ben ona on adım giderim ümidi ile Sana yalvarıyor. Tek çaresinin Sen olduğunu, çileler ile defalarca anlamanın susamışlığı içinde sesleniyor. Tüm varlığını her şeyini Sana feda ediyor.
Hasbinallhuveniğmevekil sırrı ile Seni kendine vekil tayin ediyor. Anam, babam yani varlığım adıma beni ben yapan manalar adına ne varsa hepsi sana feda olsun diyen aşıklar gibi, bende her şeyimi; ama her şeyimi Sana sunuyorum sen bu acizden kabul eyle. Sana sonsuz şükürler olsun.

Hamd alemlerin rabbi olan allah mahsustur.

ERRAHMANURRAHİM

Rahman ve Rahim isimlerinle kanatlanıp zatının sırrına varmak isteyenin duasını yine bu isimlerine kabul eden Sensin .
Gösterdiğin bunca numuneden sonra asıllarını Rahimiyetinle gösterecek da olan yine Sensin.
Ana rahminde yetişen çocuk gibi sende Rahimiyetinin nuruyla bu nefs çocuğunu nefis bir hale getir ki muradı ilahi tamam olsun, rahmetine gark olsun. Ki zaten rahmetin her şeyi kuşatmıştır bunu biliyoruz. Ancak onu yaşamanın bilincinde bize yaşat ve her daim eyle ki ereğimize ulaşalım. Kendimizi bilelim. Nefsini bilen Rabbini bilir manasının ne olduğunu anlayıp; Hz. insan hakikatine vakıf olalım. Ve anlayalım böylelikle neye ayine olduğumuzu, insan muammasının neye gebe olduğunu.
Ey insan! dikkat et kendini oku. Zerresin ama kainata gebesin diyen mana sultanının, Said tam toprak olmak lazım ve elzemdir dediği ve toprak olmak da bulduğu sonsuzluğu keşf edelim. Bütün beşeri vasıfları arkamıza atıp, Cemalini seyre dalalım.
Sen ki Rabbim! gözleri namazın nuru ile aydın olanlara , bu dünya evinin altı yönünü ayetlerine mazhar kıldın. Onlar nereye bakarlarsa orada seni görürler. O nur ile manen aydın olanlar hangi hayvana , hangi bitkiye , bakarlarsa baksınlar senin güzelliğinin bahçelerinden manevi gıdalar alırlar. Bundan dolayı bu aşıklara “Nereye dönerseniz dönün onun yüzü onun sıfatı vardır” diye buyrulur. İşte o namaz ile irfana eren veliler beş duyudan kurtulmuştur; altı yönden de, bize duyuların ve yönlerin ötesinde haber verirler; çünkü onlar daimi miraçtadırlar. Rahman ve Rahim sırlarına vakıf ve rahmetinin her şeyi kuşattığını bilenler bunlardır ve onlar tam teslim olmuş olanlardır.

ELAHMDÜLİLLAHİ RABBİL ALEMİN

Sonsuz şükürler olsun, Sana ağızda gönlün tadı olan, şeker gibi gelen şükürde. Bütün tecellilerine karşı sonsuz bir memnuniyet var. Habibin öyle demişti. "Küfür ve şirk harici her şey için Allah`a hamd olsun." Hamd olsun Rabbim küfür ve şirk harici her şey için sana. Şu mübarek kelimeyi terennüm etmenin mutluluğunu huzurunu gönlümüze veren sana şükürler olsun. Bu kelam sana bir teslimiyettir. Ve senden bir istektir ki; bilen güzel görür. Güzel gören, şükür eder. Bizde bilmek istiyoruz. Şükrü bilmek verdiğin nimetler için her daim hamd etmek istiyoruz. Hz. insanın bilincinde hamdinde olmak istiyoruz.
Selviler, yeşillikler, çiçekler, güller dilsiz dudaksız Senin adaletine şükredip dururlar. Onların şükrü gelen sudan ve ilk bahardan daha hoştur. Çünkü onlar Sana hamd ederler, hamd ancak alemlerin Rabbi olan Allah`a aittir derler. Bu şükür nimetin canıdır. Şükürsüz nimet insana gaflet verir. Şükür ise uyanıklık getirir. Ölmeden önce ölünüz hakikatine beni, şükür götürür. Çünkü; şükretmeyenleri güzellik, hüner ve marifet terk eder. O kadar ki artık ondan bir iz bile görünmez olur. Hz. Pir, öyle demişti:"Ey hakikati seven sözlerine güvenilir kişi! Cenabı Hakk'a çok pek çok şükrediniz ki nimetler içinde nimetlere, ihsanlar içinde ihsanlara kavuşasınız."
Bizde istiyoruz Ya rabbi! şükrün uyanmasını istiyoruz ki Peygamber onlara dedi ki: "Nimetleriniz çoğaldı fakat şükrünüz nerede"? Eğer sizdeki şükür gücü uyudu ise zorlayın onu uyandırın. Akla uygun olanda nimet verene şükretmekti. Edilmeyecek olursa ebedi olarak öfke kapsısı açılır. Aklınızı başınıza alınızda Allah'ın lütuf ve keremini görünüz. Bir şükretmeye karşılık bu kadar nimeti Allahtan başka kim verir. Tüm yabancılıkları, ayrılıkları şükür ve sevgi öyle bir giderir ki bakarsın bütün varlık sana dost oluvermiş. Şükür ve vefanın elde ettikleri kaybolmaz. Çünkü şükür devleti manevi zenginlik onların ardındadır.

Bütün hamdler her şeyin ondan istenildiği zata olsun.

MALİKİYAVMÜDDİN

Sensin o günde tartışılmaz biçimde hakim ve malik olan.
Anladım ve bildim ki Rabbim bu bedeninde hiç bir şeyinde maliki ben değilim ve ben tüm bunların ötesinde Seninleyim. O, din günü her şey Senin karşında soluklaşacak ve her şeyin faniliği bir kere daha anlayacak ve böylece "Her şey fanidir ancak onun yüzü müstesna" ayeti aşikar olacak. Zanlarla aldanan, manen kör olmuş insan bile o gün senden başka mabud olmadığını ve ibadet edilmeye layık olanın sadece sen olduğunu anlayacak.
Nurların ve karanlıkların birbirinden ayrılacağı o gün bazı yüzler vardır ki sevinçle Rablerine dönerler. Bazı yüzlerde vardır ki ... Aman ya Rabbi ! Sen bizi sevinen kulların ile birlikte Muhammed [sav] sancağının altında topla. Sen o gün gelmeden bu günden emeline ulaşmak için çareler arayan bu kula tartışılmaz malikiyetini göster; göster ki her şeyin ilminin iradesinin ve kudretinin yalnız senin elinde olduğunu bilsin. Ama dünyada âmâ olan ahiretde dahi âmâdır; sırrınca bu dünya talebi uğruna, nefsani istekler için diyar diyar dolanan ve Allah'ın sıfatlarının gücünü büyüklüğünü görmeyen, gönlü kararmış kişi din gününü ne bilir.
O gün her gizli şey meydana çıkar ve her şuçlu kendiliğinden rezil olur. O gün her şey dile gelir. Ve Senin karşında yaptıklarına şahitlik eder. El, ben şöyle çaldım der; dudak, ben onun bunun ayıplarını şöyle sordum soruşturdum der; göz, ben harama baktım; kulak, ben çok kötü sözler dinledim der.
Böylece bazıları baştan ayağa yalan kesilir. Çünkü uzuvları onu yalanlar, bütün yalanları meydana çıkarır. Ve o günde insan kardeşinden kaçacak; evlat babasında ürkecek. O saatte, her dost düşman kesilecek, çünkü sen onları çok seviyordun, aslında onlar senin putun idiler. Yoluna engel oluyorlardı. Sen yüzünü resmedenden çevirmiştin de bir resme dalmıştın onunla eğleniyordun.
O günde, güneşte, ay da kalmaz. O zaman bütün gözler nurların aslı ile meşgul olacak kamaşacaktır.
O gün uğrunda korkudan bütün başlar öne düşmüş kendini bilenler bile nefsi nefsi demiştir. O gün dünyada kötü işler yapanların vay haline! o gün onun için tehlikelerle dolu bir gündür. O gün unu kepekten ayıran elek gibi yüreklileri yüreksizlerden ayırırlar. Kalp atışları ve soluk sesi dışında huzurunda her bir ses susup sinmiştir.

Ama ümidimiz de var ki sonsuz olan rahmetin o günde tecelli edecek. Zerre kadar hayrın ve zerre kadar şerrin karşılığını bulacağı o günde Senin şefaatin kulların üzerine olacak. O günde adaleti ve rahmeti ile hüküm verecek ve yerinden oynayan yürekleri yine sükunete erdirip yatıştıracaksın. Ve kullarını afv edeceksin, hatta şeytan bile acaba beni de af eder mi diye bir beklenti içinde olacak. Çünkü rahmetim gazabımı geçmiştir diyen ve sonsuz cömert ve rahmet sahibi olan ancak sensin. Bütün bunlar insanın gerçek temelli mülkü ile iğreti mülkü bilmesi; fani gelip geçici kervan saray olan dünya ile ebedi karargah olan ahireti ayırt etmesi içindir.

O halde o gün için öyle hazırlan ki şu andan öyle hareket et ki bütün bedenin sana faydada şahitlik etsin. Bu gün ne ektinse o gün biçeceksin. Ömür defterine karanlık ekti isen şimdiden tevbe et ki kökten çürümeyesin. Ömrün yıprandı ise geçti ise soldu ise şu anda kökü ihmal etme. Kök susuz kaldı ise onu hemen tevbe suyu ile sula ki o güne geç kalmış olmayasın. Ömür ağacının köküne abı hayat dök de o gün için yeşersin.vGeçmişte yaptığın bütün kötülükler bu tövbe ile iyileşir, güzelleşir. Cenabı Hak günahlarını ve bütün geçmiş zamanlarda işlediğin kötülükleri iyiliğe çevirir ve yaptıkların ibadet olur.
Ey Rabbim! annesine sığınan yavru gibi o günün dehşetinden rahmetine sığınıyoruz.

İYYA KE NABÜDÜ VE İYYA KENESTAİN

Ubudiyetimizi sadece ve sadece Sana tahsis ederiz. Ey rabbimiz! yalnız Sana secde ederiz. Tüm varlık Senin emrindedir ve yanında acizdir. Bu acziyetimizin bilincinde her şeyimizi Sana sunarız ve biliriz ki tüm dualara ancak Sen cevap verirsin. Çünkü varlık ancak Seninledir, güvenilecek tek merci katındır; gerisi ise koca bir yalandır. Ve biliriz ki ubudiyetler ancak Sana olursa netice verir.
İster yavaş gitsin ister acele koşsun bizlere aradığımızı bulduracak olan ancak Sensin.
Bizler ibadet tacına iki elle sarıldık tek kılavuzumuzun bu olduğunu binler tecrübelerle bize bildirdin; ancak Sana ibadet edilir ve yardım istenilmeye tek layık Sensin. Çünkü hazinelerin sonsuzdur. Bendeki bu sonsuzluk isteği ancak Seninle cevabını bulur. Dalgalar elbette sahile ulaşır. Biliyoruz ki Rabbim, topol da olsak, sakatta olsak, uyuklasak da yine ibadetlerimizi Sen kabul ediyorsun. İbadetimiz Seni aramaktır. Bazen söz söyleyerek bazen susarak, bazen koklayarak her taraftan hakikat padişahının feyz kokusunu almaya çalışayım.
Yakup [as] oğullarına,“Yusuf`u haddinden fazla yani çok çok arayın. Her duygunuzu gözünüzü, kulağınızı hep bu aramaya verin ve onu bulacağız diye her tarafa koşun her taraf da onu arayın. Allah`ın rahmetinden ümit kesmeyin; yani umutsuzluğa düşmeyin” dedi. Oğlunu kaybetmiş baba gibi her tarafa gidin ve her taraf da onu araştırın. Onu ağızla sorup sorşturun, dört yana kulak verip, onun sesini duymaya çalışın. Nereden feyz kokusu gelirse onu koklayın, ne taraf da tanıdığın bildiğin kokusunu alırsanız ,o tarafa yürüyün. Ubudiyetimiz Seni aramaktır, Rabbim. Tek dostumuzu bulmak ve onun tek olduğunu anlamaktır. Bunu bilmemek ise bize zindan kuyularıdır. Bu hali yaşayan her şeyini Sana tahsis edenin, yaşadığı Senin bahçendir, köşkündür, sarayındır. Nerede birisinden bir iyilik, bir lütuf görürsem sevinirim teşekkür ederim böylecebbelki Senin o lütfunun aslına kaynağına yol bulurum diye. Çünkü bu dünyada gördüğüm bütün hoşluklar, bu güzellikler, bu iyilikler birlik deryasından sızıp gelmektedir. İbadetlerimizin amacı bu deryaya akmaktır. Bu deryada yok olmaktır.
Rabbim! ibadetlerimiz nihai hedefine ulaştır. Damlayı derya eyle ,cüzü bırakıp külle doğru yüz çeviren asil kullardan eyle. Çünkü sana kul olmayanlar mutlaka bir şeylerin kuludur. Kulluk, ubudiyet ancak sanadır. Ve sonsuz şükürler olsun ki Rabbim, uzun mana yolları aldıktan çok engeller aştıktan sonra gönüldeki sırrı açtın, mührü çözdün! Yani bir çok ibadet ve iyilik sonunda senle beraber olduğumu his ettirdin. Onunla beraber olduğumuzu bilmek onu bulmak ve anlamak yolculuğa bağlıdır. Bu birlik, bilgi ile düşünce ile elde edilmez bu hal ancak ruhani yolculuğa, Hak ile beraber bulunmaya, onu duymaya hissetmeye ve onun lütfu ile onu bulmaya bağlıdır. Bunun başı ve sonu da gözümün nurudur.

İHDİNAS SIRATEL MUSTAKİM

En büyük dileğimiz hidayetdir.
Bütün bu güzellikleri gösterdin asıl olana ulaşmadan ve hedefine varmadan bizi yarı yolda bırakma ya Rabbi.
Dosdoğru yolu ancak Senin yolundur ve bunu gösteren de yalnız Sensin. Bütün bilinenler ancak Senden gelen hidayet iksiri ile anlam kazanır hedefine ulaşır. Bu iksir ancak Senin elinle sunulur; yoksa anca yük olurlar. Hikmet, mü'minin kaybolmuş devesidir, o hikmeti nerede bulursa alır onun hakkıdır, demişti; Resulun. Kaybolan develer ancak hidayet nuru ile bulunur. Bu deve ile Sana gelinir ve yolun izi belirtisi hidayet ile bilinir. Doğru yolu denge yolunu tüm zıtları birleyen kemalatı ve baharı getiren; ancak Senin yolundur.
Senin dışındaki tüm yollarda karanlıktır, çıkmaz sokaktır. Bizi selametli olan dosdoğru yoluna ulaştır. Rabbim yetmiş iki milletten her birinin öbüründen haberi yoktur da bu yüzden birbirinin tesbihlerinden şüphe ederler. Her biri doğru yol benimkidir der.
Ancak bilmezler ki fani varlıklar kendini baki bir varlığa teslim edince o da baki ve ölümsüz olur. İşte bu yol resullerin yoludur, nebilerin caddesidir. Sıddıkların yoludur ,sadıkların çizgisidir.
Şehitlerin yoludur, şahitlerin hattıdır. Salihlerin yoludur, sacitlerin bulvarıdır. Hidayetini yolla bize ki o yolda olalım, yanlarına varalım ve birlikte haşr olalım. Buna muvaffakiyet için ne yapmamız gerekir ise onu nasib eyle, o yolda koşalım.
Ey katre! kendine gel de, pişman olmaksızın varlığını Hakk'a ver; ver de bir katreye karşılık denize kavuş, o uçsuz bucaksız deniz ol.
Kendine gel, varlığını bu yüceliğe feda et. Vahdet denizinin avucuna gir de telef olmaktan kurtul. Denizin katreyi arzu etmesi gibi, onu istemesi gibi bir devlet, bir saadet kimin eline geçmiştir. Bu nasıl bir hidayettir.? Bu nasıl bir yoldur.?
Allah için olsun. Allah için çabuk alış veriş yap, bir damla ver karşılığında incilerle dolu denizi al. Allah için olsun ,Allah için hiç oyalanma; çünkü bu söz lütuf hidayet denizinden geldi. Bu alış veriş; aşağılık süfli bir mahlukun yedinci kat göğe çıkması gibidir ve bu lütuf içinde lütuftur.

İşte dosdoğru yol, dilediğimi zatıma çekerimin sırrıdır.

GAYRİL MAĞDUBİ

Uzak tut bizi gazabına uğrayanların yolundan o gazaba uğrayanlar ki şekle aldandırlar. Peygamberle eşitlik davasına katıldılar. Velileri de kendileri gibi sandırlar.
İşte bizde insanız onlarda insan, bizde yemeğe içmeye uyumaya mecburuz onlarda dediler. Körlükleri yüzünden aralarında uçsuz bucaksız bir fark olduğunu bilemediler. Zan içinde olan vehimle yanlışlara düşüp yanlıların yolundan bizleri uzak tut. Sen onların sürüsünden, karartısından ve cehenneme uzanan fikirlerinden bizleri uzak eyle. Bizi cehennem azabından koru.
Bunca hakikkatten sonra bir an bile olsun bizi nefsimizle baş başa bırakma. Dosdoğru yolun sonsuzluğuna yelken açan kullarından eyle.
Yüce Rabbim! inanın diyen davetçiyi başımızın gözümüzün üstüne koyduk ve işittik iman ettik, işittik ve iman ettik, işittik ve iman ettik diyerek yeri göğü inlettik. Sen şahit ol ya Rabbi! Günahlarımızı bağışla; şimdi olanı ,geçmişte olanı, olacak olanı.Ta ki huzuruna tertemiz çıkalım; çünkü sen temizlenenleri seversin.
Rabbimiz neslimiz sana kullukta, dürüstlükte, namaz kılmakta; onlar otururken, yan yatarken ve ayakta iken zikir ederler ayetini yaşamakta daimi eyle. Katından bize bir rahmet ver ve işlerimizde doğru karar aldırma imkanı ver. İşlerimde bana bir ferec ve çıkış yolu nasip eyle.

ALLAHU EKBER- AZİM

Allahım! Seni tenzih ve tesbih ederim.
Hükümranlığın tek sahibi sonsuz izzet azamet sahibi olduğunu bilerek huzurunda belimi büküyorum. Başkalarının önünde bükülmeyeyim diye tüm zerrelerimle Sana eğiliyorum. Azametin karşısında belimi büküyorum. Yerler ve gökler dolusu ve bu ikisi arasındaki hamd ve şükür ancak Sanadır. Benlikleri ayakta tutan beller Senin karşında dürülür. Çünkü Senden başka mabud yoktur. Canı gönülden iman ,tesbih ve tenzih ediyorum ki bütün kusurlardan münezzehsin. Seni tavsif etmeye gücümüz yetmez. Sen kendini Kur'an'da nasıl tavsif ettiysen, sevgilin Hz. Muhammed [sav] Senin izninle, Seni nasıl tanıttı ise ben de Seni öyle kabul ediyorum. Allahım! Seni tenzih ederim marifetinin gereği Seni tanıyamadık. Ey! bütün masnuat mucizeleri ile bütün mahlukat tavsifleri ile bütün mevcudatın tarifleri ile maruf olan. Seni tesbih ederim ki hakkı ile seni zikredemedik. Şimdi azametin karşısında belimi büktüm ve tüm mahlukatın dili ile ve mana sultanlarının ordularının tahiyyat ve selamı ile zikredilmeye layık tek olan Sensin, Seni tesbih ve tenzih ederim .

ALLAHU EKBER SUBHANE RABBİYEL ALA

Huzuruna kapandım secde, secde hiçliğe ermek için. Öyle yüce öyle aşkın ve öyle alasın ki Senin huzurunda “Rahman sırrıyla” yarattığın dilediğin sureti ve şekli verdiğin yüzüm izzetinin nuruyla aziz olmak için, secde izleri simalarına vuran güzellerinin kervanına katılmak için toprağa sırlanıyor. Turab olmak adına toprakla bütünleşiyorum. Sana hakkı ile ibadet edemedik; Sana en yakın olduğum şu anda itiraf ediyorum ki getirdiğim günah çokluğu ve ibadet azlığıdır. Allahım! şanın çok büyük, rahmetin sonsuz, bürhanın açık ve parlaktır. Hiç bir şey yoktur ki Seni hamd ile beraber seni tesbih etmesin. Evet gökler ve yer masnuatının bütün tesbihleriyle mahlukatının bütün tahmidatıyla Seni hamd ile beraber mükemmelliğini bildirip, Senin her nevi kusurdan münezzeh olduğunu bildiriyorlar.

En yakın anımda tek duam sensin, Rabbim!

EY YÜCELER YÜCESİ UĞRUNDA DİZ ÇÖKEREK

Allahım! ilahi ilmindeki her şey adedince, ilahi hakimiyetinin sonsuzluğu kadar bütün tazimler hürmetler övgüler Sana olsun. Karanlık ve aydınlık tekrarlandıkça birbirine dönüştükçe, çağlar peş peşe geçtikçe gece gündüz tekrarlandıkça yıldızlar karşı karşıya geldikçe bütün güzel kelimeler ve dualar yakarışlar, senalar Seninin içindir sana arz edilir. Selam olsun o kutlu kullarına, beğenip şeçtiğin sultanlarına selam olsun, hidayetin nuru ile nurlananlara, izzetli kalanlara, salaha erenlere, şerefli elçilere nebi ve resullere, rahmet dolsun iman eden gönüllere, ve salatu selam olsun son nebiye. Salat ve selam olsun, Allah'ın rahmeti ve bereketiyle dolsun. Öyle bir salat ve selam ki onunla günahlarımızı gideresin ,göğüslerimizi açasın. Kalplerimizi temizleyesin, sırlarımızı paklaştırasın fikir ve hatalarımızı temizleyesin, sırlarımızdaki bulanıklığı gideresin. Hastalıklarımıza şifa veresin, büyük fetih nuru ve rahmetinle kalplerimizi açasın.
Allahım! Kainatın sahibi Sensin, ona hayat verensin onu ayakta tutansın. Hak ve gerçeksin, apaçıksın. Senden başka mabud olamaz. Bütün hücrelerimle tek tek şehadet ederim ki yakinen görmüş gibi söylerim ki senden başka divanında durulup yardım istenecek , saygı sunulacak, bel bükülecek, secdeye varılacak, göz yaşı dökülecek, güvenle el bağlanıp tevekkül edilecek, veli edinilecek bir tek Sen varsın ve Muhammed [sav] Senin kulun ve elçindir. O ki senin nurlarının denizidir. Sırlarının madenidir. Lütuf ve inayetinin ta kendisidir. Hidayetinin güneşidir, memleketinin gülüdür. Huzuruna gelmenin rehberidir. Kulun ve sevgilindir, elçindir. Ümmi olan peygamberindir. Onu peygamberlere baş yapmışsın. Keza bütün al ve ashabına da Sana yakın büyük meleklere, gökler ve yerdeki salih kullarınada.
Allahım! Muhammed [Sav] ve ailesine salat selam eyle onları mübarek kıl. Nasıl ki İbrahim'e ve hanesine salat etmiştin, mübarek kılmıştın. Şu gerçek ki; hamd edilmeye tek layık olansın. Rabbim dünyada ve ahirette bize güzellikler nasib eyle. Ateşin azabından bizleri koru.
Rabbiniz selamı üzerinize olsun, yiyin için size artık hesap yoktur; denilen cennet ehli ile birlikte bizi cennetine sorgusuz sualsiz dahil olanlardan eyle. Bir an bile olsun bizi nefsimizle baş başa bırakma, bırakma ki; her daim senle olmanın sonsuz huzurunda olalım.

Amin. Amin. Amin.

Kubilay Aktaş [2014]
Bahçeköy/ Sarıyer

Not: Kubilay Aktaş'ın, 2014 yılı 'Fatiha ve Insan' konulu söyleşi kayıtlarından oluşturulmuş derlemelerdir.

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319