• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Simya Dönüşüm Sanatı

İnsan, varlığının keşfedişi kendisine bırakılmış amorf (iç içe) bir yapıdadır. Büyük evren olan kâinatta olan ne varsa aynısı insanın mevcudiyetinde; ama gizildedir. Keşif ise bu gizilde olanı çözmeye, idrak etmeye çalışmaktır.
Varlığa maddede beden boyutu ile yansıyan insan, tek bir bedenden ibaret değildir. Biyolojik olarak bir bedene, psikolojik olarak da ruha sahiptir. Duyuları ile görüp, algıladığı bedenini bilir, tanır; ama ötesine yabancıdır. Bedendeki kalp, psikolojinde duygu ile bir araya gelir ve senden bir fîil açıga çıkar. İnsan, varoluşun kendini bütünlüklü ifade ediş şeklidir. Sen, tek bir bedene sahip bir varlık değil, bir çok farklı bedenlere sahip olansın. Zaman ve mekân ile kayıtlı olan dünya boyutuna bedenen yansıyan; kendine dair keşfin ve farkedişin nisbetinde bütün alemleri idrâk edebilensin. Ancak bu idraktir seni, işlerin tümünün hikmet üzere olduğu anlayışına getiren. Hikmet, tüm varlık ile senin arandaki ilişkiyi kurabilmen ve dahi bunu izleyebilmendir.

Hikmet üzere ilişki kurma; simya etme, olanı dönüştürmedir. Varoluşta biri digerine rağmen tek bir şey dahi yoktur. Her şey birbiri için, en yüksek düzlemde de insan için vardır. Bu anlayış her şeyin bizzâtihi senin için olduğu anlayışı, kendine ve hakikatine uyanma eşiğidir. Simya, bilinenin ardındakine uyanma çalışmasıdır.
Bedenen ben, peki ötesi nedir? ruhen ben, peki ötesinde olan boyutum nedir.?
Simya, bedeni ruha, ruhu ölümsüz (sonsuz) olana dönüştürme çabasıdır. Kaba kesif olan maddeyi latifleştirme, idrakinin ötesindeki alemlerini daha madde (dünya) boyutunda iken kavramaya çalışmandır. Bu kavrama anları kısa anlarda belirir ve kaybolur, bazen sonsuz bir genişliğin içinde kalır; bazen bir tohumun içinde sıkışmış gibi olursun. Simya, tohumu; yani sıkıştığın yerleri bu bilinç ile çatlatma ve içindeki nice alemleri bu bilinç ile açığa çıkarmandır.

Her tohum ağaç olma potansiyeline sahiptir; ama hepsi ağaç olup meyve vermez. Hakk'ın var ettiği insan tohumununda meyvesi, kendi potansiyelini açığa çıkarmasıdır ve bu insanın kendi çabasına bağlı kılınmıştır. Bu çaba eylemsel bir çabadan daha çok, olanı (maddeyi) dönüştürme üzerine içsel bir gayrettir. İnsan, kendi gerçekliğinin ve potansiyelinin farkında değildir ve bu uykudur; yani gaflettir. Simya (dönüşüm) senin kendinde olanı açıga çıkarman, kabuğun içindeki öz'e ulaşmandır.

Kuran-ı Kerim ve diğer kutsal metinlerdeki işâri levhalar hep bu noktayı gösterir. İnsan bir durumum içine sokulur ve nasıl davranacağı izlenir. Simya, yaşamının tamamını en yüksek hayr üzere kendi bilincin ile dönüştürebiliyor olmandır. Burada artık imtihan senin için sıkışma yeri degil, bir üst boyutunu anlaman için uyarıcı bir unsur olur.
Kendi yaşamını gözlemlemeyi dene, ne çok negatif duyguların esiri olduğunu fark edeceksin. Yaşamın kesintisiz ve doğal akışıdan seni koparanda budur. Varlıkta pozitif- negatif yoktur, her şey bir digerini doğası gereği destekler.
Kendin üzerindeki çalışma olan simya etme (dönüştürme) bilinci ile negatifi, pozitife ve dahası oluşa götürecesin; yani kendi doğal akışına.

Kadim İslâm tasavvufu ve sâir öğretilerde bahsi geçen bir çok teknik insanın kendi ile yaptığı içsel dönüşümünü anlatır. İçeride dönüştürebildiğini ancak dış alemde de başkalaşmış olarak görürsün.
Lao Tzu, Muhiddin İbn-i Arabi gibi aydınlamış zâtlar, evrenin dünya bedeninde yaşamış ve kendi keşifleri ölçüsünde görünenin ardındaki kendi hakikatlerine uyanmışlardır. Kendi içlerinde yaktıkları bu aydınlanma meşalesi günümüzü hala aydınlatmaya devam etmektedir.

Kubilay Aktaş

Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319