• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/tarikkubilayaktas/
  • https://twitter.com/Aktas_Kubilay

Kendi öz karadeliğine düş; "Sıfırın Sırrı"na uyan, Ehâdiyeti tanı!

Hz. Ali' ye (R.a.), "Allah, kâinatı yaratmadan evvel neredeydi?" demişler; "Altında ve üstünde boşluk olmayan âmâdaydı!" demiş.
 
Sufilikte "lâ- taayün hali", belirlenmişliktir. Muhiddin Arabi Hazretleti, Hakk'ka bu anlamı ile "enker'ül nekîrat", yâni belirlenmemişlerin en belirlenmemişi, bilinmeyenlerin en bilinmeyeni der.
 
Ehâfidiyet âlemi ebedi, sürekli sükûndur. (Nirvana) Burada en ufak bir hareket dahi yoktur. "Gayb-ı Mutlak" olarak da tanımlanır. Hakk'ın, yani "mutlak olan"ın, kendinden kendine dahi tecellisi yoktur henüz! Gerçek anlamı ile Allah'ı bilenler, Ehâdiyet Makamı"nda aslâ tecelli olmayacağını ifade ederler.
 
Burası vuslat, "Allah ile bir oluş" âlemidir. Bu birlik, insanı yeniden maddi ve manevi olarak yapılandırır. Tabî ki varlığın zorunlu taşması gereği, sürekli bu durumda kalınmayacak; insan tekrar dünya semâsına (zihin) düşecektir.
 
Teklik âlemi, "çokluğun bütünü" anlamındaki birlik değildir. Bu, karşıtlık kavramının dahi anlamsız olduğu, mutlak sûrette kayıtsız şartsız olan aslî ve iptidâi saflığa işaret eder.
 
Burası, "Ol!" emrinin kaynağı, mutlak şuur'un kendisidir.
 
Burası bizi tüm geçmiş, gelecek yaşamlardam çözen; bize Nirvana'yı yaşatan "Teklik Âlemi"dir.
 
-VAHTET UYGULAMASI-
 
Bu çalışmadan sonra başka hiçbir çalışma yapmayın; çünkü uygulamanın hemen ardındab uykuya dalmanız gerekiyor. Yapmanız gereken her şeyi yapmıs ve bitirmiş olun.
 
Abdest alın ve iki rekât namaz kılın. Sonra 11 İhlâs ve 1 Fâtiha Sûresi okuyun. "Kaf, Hâ, Yâ, Ayn, Sad, Hâ, Mîm, Ayn, Sîn, Kaf nurlu harfler" ile, "Kün Fe Yekûn!" emri ile "Bismillahirrahmanirrahim" deyin ve yoklukta varlık kazanma uygulamasının içine dalın.
 
Çok yüksek dağların olduğu bir arazidesiniz. Gece zifiri karanlık, hiç bir şey göremiyorsunuz! Elinizi dahi uzatsanız, görünmeyecek durumda. Ay dahi görünmüyor, yıldızlar yok! Bu dağların arasına nereden geldiğinizi bilmiyorsunuz ve yolu bulmanız çok zor.
 
El yordamı ile çok ağır ilerliyorsunuz. Çok tehlikeli bir alandasınız, her an düşebilirsiniz! Uçurum olup olmadığını dahi bilmiyorsunuz; son derece tetikte, son derece uyanıksınız! Tamamı ile tetiktesiniz!
 
Tek çıtı bile duyabilecek uyanıklıktasınız, ancak etrafta çıt yok. Şimdi sarp bir kayalığa geldiniz. Hissediyorsunuz ki, burası bir kayalığı dibi ve aşağısı alabildiğine uçurum! Bu sebeple yerden bir taş alıyorsunuz ve uçurumun derinliğini anlamak için aşağıya atıyorsunuz.
 
Taşı aşağıya attınız. Bekleyin ve taşın kayalara çarpınca çıkaracağı sese kulak kesilin! Dinleyim, dinlemeye devâm edin; ancak hiç ses gelmiyor! Sâdece taşın çıkaracağı sesi bekleyin.
 
Taşı atıyor ve bekliyorsunuz, bekliyorsunuz...
Fakat hiç ses gelmiyor. Derin kuyudan hiçbir ses gelmiyor, sonu yok! Bekleyin; çıt çıkmayan sessizlikte, sessizliği bekleyin...
 
Bu çalışma ile farkındalığınız alevlenir ve "Ehâdiyet" sizi kuşatır. Vahdet okyanusuna dalmak budur.
 
"Allah'ım Vahdet denizinin ortasında beni batır ki; vahdetten başka bir şey ile ne işiteyim, ne bulayım, ne göreyim!" (Hz. Ali)

KUBİLAY AKTAŞ
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam83
Toplam Ziyaret27319